Cumhurbaşkanı Erdoğan Açıklama Yaptı

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, TBMM’de partisinin grup toplantısındaki konuşmasından önce, Saadet Partisi’nden istifa ederek AK Parti’ye katılan Iğdır Tuzluca Belediye Başkanı Ahmet Sait Sadrettin Türkan’a rozetini taktı. Erdoğan, Türkan’ın AK Parti’ye katılan 35’inci belediye başkanı olduğunu iletti. 9 Mart tarihinin hem kendi siyasi tarihi hem ülke demokrasisi açısından önemli bir yıl dönümü olduğunu hatırlatan Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti:  “AK Parti 3 Kasım 2002 seçimlerinden yüzde 34 oy oranı ve 363 milletvekiliyle açık ara birinci parti çıkıp iktidara gelmişti. Ancak iktidar partisinin genel başkanı olarak biz siyasi yasaklı durumunda bulunduğumuz için maalesef Meclis dışında kalmıştık. O dönemde CHP Genel Başkanı olan Sayın Deniz Baykal’ın sergilediği demokratik duruşla Meclis’te kısa sürede yapılan bir kanun değişikliğinin ardından bu yasağımız kalktı. Siirt’teki milletvekilliği seçiminin yenilenmesi kararıyla biz de 9 Mart 2003’te Meclis’teki yerimizi aldık, ardından da Başbakanlık görevini üstlendik. Cumhuriyet tarihinin en büyük atılımlarını yaptığımız iktidar yıllarımızın başlarındaki bu hadise milletin iradesinin önünde hiçbir gücün duramayacağının sembolü olmuştur. Bu vesileyle 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu güne kadar karşımızdaki sıralarda AK Parti milletvekili olarak partimize, ülkemize, milletimize hizmet vermiş olan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum.”

Grup toplantısının ardından, Meclis’teki ‘100’üncü yılında İstiklal Marşı Sergisi’nin’ açılışını yapacağını kaydeden Erdoğan, 2021’i ‘Mehmet Akif ve İstiklal Marşı’ yılı ilan ettiklerine vurgu yaptı. İstiklal Marşının geçmişin özeti olması yanı sıra geleceğin rehberi olduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerine şu şekilde devam etti: “Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere erinden başkomutanına kadar, İstiklal Harbimizi zafere ulaştıranlar ordumuzun tüm mensuplarını hürmetle anıyorum. Yine 15 Temmuz gecesi bu vatana istiklalini kavuşturan her bir ferdimizi şükranla selamlıyorum. Mehmet Akif’in söylediği gibi, Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın diyorum.”

 Cumhurbaşkanı Erdoğan, Akkuyu Nükleer Güç Santralinin Üçüncü Ünitesinin Temel Atma Töreni’ne canlı bağlanacağını, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları alanında en büyük atılımı yapan ülkelerden biri olduğunu açıklayarak, bu santralin Türkiye’ye kazandırılması için bir kısmı teknik, bir kısmı başka sebeplere dayalı pek çok sıkıntılarla karşılaştıklarını söyledi ve şu ifadeleri ekledi: “Bunlardan biri de CHP zihniyetidir. CHP zihniyeti iktidar olmadı ya, hükümet olduğu yıllara şöyle bir baktığımızda bu ülkede enerji ne durumdaydı. Enerji potansiyelimiz ne durumdaydı şimdi ne oldu. Son haftalarda bir şey benim dikkatimi çok çekiyor. Özellikle bu CHP zihniyeti mensupları, bir yoğun tweet yarışındalar. Yatıyorlar, kalıyorlar ‘Damat da damat.’ Damat kadar taş düşsün başınıza. Şurada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptığı yıllardan itibaren, Sayın Berat Bey’in o dönemlerde attığı adımları, acaba CHP zihniyetinin geçmişinde görmek mümkün mü? Var mı böyle bir şey. Tutturmuşlar ‘Şu kadar para nerede?’ Bu kadar para hepsi bu milletin Hazinesinde ve Merkez Bankasında, kaybolan bir şey yok. Eğer kayıp varsa, bunlar sizdedir, sizde. Sizin o kayıp yıllar diye düşündüğümüz zamanlar var ya onda. Biz görevi devraldığımızda IMF’e borç 23,5 milyar dolardı. Kimden devraldık, CHP zihniyetinden devraldık. Merkez Bankası’nın rezervi 27,5 milyar dolardı. Kimden devraldık, yine sizden devraldık. Sizin şu anda sözcünüz Hazine’de çantacı olarak dolaşırdı, ne yazık ki hiçbir zaman bu ülkenin ne Hazinesini ve Merkez Bankasını güçlendirmediler. Merkez Bankası da Bizimle güç buldu. Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar döviz rezervimiz çıktı. Açsınlar baksınlar ama işlerine gelmez. Şu anda da yine hamdolsun döviz rezervimiz kendini toparlamaya başladı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin önceki dönemlerde ne sismik ne de sondaj gemisi bulunduğunu şu sözlerle dile getirdi: “Mevcut Enerji Bakanımız, Berat Bey’in yardımcısıydı. Berat Bey’in görevde olduğu dönemde 3 tane sondaj, 2 tane de sismik araştırma gemisi aldık. Şimdi bir tane daha sondaj gemisini, Fatih Bey’in döneminde alıyoruz. Filomuz, dünyada belki de en güçlü filolardan bir tanesi haline geliyor. Bu ne demektir biliyor musunuz: Artık ben sismik araştırmalarımı da rahatlıkla yaparım. Bundan sonra sondaj çalışmalarımı da rahatlıkla yaparım. Kimseye muhtaç değilim. Ama nedir, istersem bu gemilerimi dünyanın değişik ülkelerine de kiralarım. Bunlar da öyle basit rakamlar değil, çok ciddi rakamlarla kiraya gidiyor. Şimdi bu bir şeyi gösteriyor: Türkiye elini açan değil, tam aksine el veren bir ülke konumundadır. Ey o tweeti atanlar, ‘damat’ diye dalga geçtiğiniz Berat Bey döneminde Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlığına bu adımlar atıldı. Sadece bu mu? Hayır. Yine o dönemde, bu gemilerle bizler LNG’yi ülkemize çekmek ve burada onları doğal gaza çevirme sürecini başlattık. Aynı şekilde Tuz Gölü’nün altını, doğal gazla depolama sürecine girdik. Bu adımlar o dönemde atıldı. Çok nankörsünüz be. Yahu bunları hiç duymadınız mı, görmediniz mi? İnanın, bunların kulağı vardır duymaz, gözü vardır görmez, kalpleri bunların mühürlenmiştir. Deseler de demeseler de biz yolumuza devam edeceğiz.”

Türkiye’nin enerji alanında nereden nereye geldiğini anlatan, ‘enerjide yaşanan gelişmeler’ başlıklı videoyu partililere izleterek şu açıklamada bulundu: “Neyle karşılaşırsak karşılaşalım, sözümüzü hep milletimize söylemekten, desteği hep milletimizden beklemekten, Allah’ın takdirine ve yardımına sığınmaktan vazgeçmedik. Milletimizden alamadıkları iktidar vizesini, ülkesinin felaketinde arayacak kadar muvazeneyi yitirenler olabiliyor. Bunlara da yanlış yolda ilerlediklerini anlatmaya çalışıyoruz. Şahsımıza, ailemize, Meclis’teki, partideki, hükümetteki çalışma arkadaşlarımıza saldırarak bizi yolumuzdan alıkoyabileceklerini sananları acı bir tebessümle takip ediyoruz.”

Özellikle CHP’nin, kendi iktidarı için referans verdiği belediyelerinde ortaya koyduğu görüntülerin, hiç de iç açıcı olmadığını ifade eden Erdoğan, şu sözüne vurgu yaptı: “Türkiye, 1990’lı yıllarda CHP’nin ‘çöp, çukur, çamur’ diye özetlediğimiz belediyecilik anlayışının ağır bedellerini ödemiştir.”

Dünya devi olarak nitelendirilen ülkelerin koranavirüs salgınında yaşadığı aksaklıkları da şu sözlerle konuşmasına ekledi: “Hamdolsun Türkiye hiçbir zaman böyle bir duruma düşmedi. Vatandaşlarımızın sadece sağlıklarını değil, istihdamdan eğitime kadar hayatlarının her alanını kuşatan tedbirlerle süreci yönettik. Utanmadan sıkılmadan öyle tweetler atıyorlar ki, biz maskesiz kalmışız, halkımıza maska dağıtamamışız. Bu ne vicdansızlık, bu ne terbiyesizliktir.”

Son kabine toplantısında şehirlerdeki vaka sayısı, yoğun bakım yatak sayısı ve aşılama kriterlerine göre 4 gruba ayırarak renklendirdiklerini belirterek şu şekilde devam etti: “Böylece durumu iyi olan illerin kazanımlarına sahip çıkmalarını, durumu kötü olan illerin iyiye doğru gitmeleri için çalışmalarını sağlamayı hedefliyoruz. O şehirdeki insanlar hangi renkte yer alacaklarına, hangi imkanlardan faydalanabileceklerine kendileri karar veriyor. İdeal olmamakla birlikte bu sistemin nispeten adil olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki hafta yapacağımız kabine toplantımızda illerimizdeki gelişmeleri değerlendirerek, normalleşme haritamızı güncelleyeceğiz.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.