Çoklu Kişilik Bozukluğu’nun nedenleri nelerdir?

  • 9 Ağustos 2021
  • 0
  • 49 Görüntüle
Çoklu Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir

Çoklu Kişilik Bozukluğu, kişinin birden fazla kimliğe sahip olmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Çoklu Kişilik Bozukluğu hastalığına bakıldığında kadınlarda erkeklere oranla 8-9 kat daha fazla olduğu görülmektedir. Uzmanlar tarafından şizofreni, majör depresyon, borderline kişilik bozukluğu gibi benzer rahatsızlıkların bir üst tanısı olarak kabul edilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır. Peki, nedir bu çoklu kişilik bozukluğu ve de neden olmaktadır açıklayalım:

ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Kişinin kendine birden fazla kimlik yaratmasıyla ve hepsinin başka isim, duygu, görüşleri, tavırları olmasıyla kendini göstermektedir. Kimlikler arasındaki değişim ve geçiş ise birden olmakla beraber dramatik gerçekleşebilmektedir. Bunların yanında Çoklu Kişilik Bozukluğuna sahip kişiler şizofreni tanılı hastalar gibi gerçeklikten kopuk değillerdir. Böylece de duyguları ve duygulanımları hem kendi içlerinde hem de dışarıya karşı tutarlılık göstermektedir. Bu özelliklerin yanında kişide baş ağrısı ve işitsel sanrılar da kaydedilmektedir. Baş ağrıları genelde kişilik değişeceği zamanlarda meydana gelirken; işitsel sanrılar ise kişinin kendi içindeki kişiliklerin konuşmasıyla oluşmaktadır. Kişi bu sesleri dışarıdan geliyor sanabilmektedir. Bunun yanında kişilikler birbirlerini tanıyor veya tanımıyor olabilir. Eğer tanıyorlarsa aralarında arkadaşlık, dostluk, düşmanlık gibi kavramlar dahi olabilmektedir. Ayrıca bu kişinin alt kişilikleri genelde birbirleriyle zıtlıklar gösterebilmektedir. Birden fazla kişiliğe sahip olan hastalarda ise asıl kişilik ayrımı bu durumu iyileştirmeye çalışan olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanında da arkadaşları, çevresi, tanıyanları tarafından popüler kimliği de asıl kimliğin bir başka özelliği olarak yer almaktadır.

ÇOKLU KİŞİLİK BOZUKLUĞU NEDENLERİ

3’e ayrılmaktadır.

  1. İlki Çocuklukta yaşanan büyük ölçekli travmalar tetiklemektedir. Bu travmalara fiziksel ve cinsel istismar ki özellikle ensest ilişki, yakın arkadaşı veya tanıdığı kaybetme, terk edilme, duygusal baskı veya aşırı kutuplaşmış ortamlarda yetişmekten kaynaklanmaktadır. Yapılan araştırmalara göre %68-90 Çoklu Kişilik Bozukluğu hastası cinsel istismara, %60-82 hasta fiziksel istismara, %88-97 hasta ise hem cinsel hem de fiziksel istismara maruz kalmıştır.

Çocukken başa gelen bu durumların yanında gelişmiş hayal dünyası da yer almaktadır. Bu nedenle de deneyimlenen korkunç anlardan uzaklaşmak için kişiler hayal dünyalarına sığınmaktadırlar. Böylece kendileri kendilerine diğer kişiliklerini yaratmaktadırlar. Bu yaratılan kişilikler aracılığıyla da kişiler yaşanan kötü durumlardan uzak kalmayı başarmaktadırlar. Bununla beraber de kendilerinde bilme ve düşünme yollarının bulanıklaştığı veya tamamen silinmesi durumuyla da karşı karşıya kalınmaktadır. Böylece bu kişiler ruhsal, mental açıdan zarar veren olay ve durumlardan kaçarak öz benliklerini korumak için savunmaya geçmektedirler.

2. Bedensel, ruhsal ve kültürel eğilim

Tek bir nedene bağlanamayacak kadar kompleks bir yapıya sahiptir. Ayrıca burada epilepsi kaynaklı sorunlar da yer almaktadır. Bununla beraber Çoklu Kişilik Bozukluğu tanısı almış kişilerin bir olgunun bölgesel serebral kan akımı örneklerinde, ana kişilikte olmayan hastalıklar; alt kişiliklerde meydana geldiği gözlemlenmektedir. Bu sonuçlara varılan deneylerde verilerde hem sağ temporal hipoperfüzyona hem de başka bir çalışmada sol temporal lobda aktivite artışı kaydedilmektedir. Bu verilerin doğrultusunda da temporal lobun Çoklu Kişilik Bozukluğu hastalığında önemli bir yere sahip olduğu kanısına varılmaktadır.

3. İyatrojenik Bozukluk

İyatrojenik kelimesi ise istemeden yapılan, ortaya çıkan durum olmakla beraber “sağlıkçı tarafından meydana gelen”  anlamına gelmektedir. Bu üçüncü durum ise psikologların, doktorların yaygın olarak bu tür rahatsızlıklardan bahsederek toplumun geneline böyle bir hastalığın varlığından haberdar olmasından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki bu durum güruhlar tarafından bilindikçe popülaritesi artmıştır. Bu nedenle de popülerliğe ayak uydurmak isteyen kişiler, etkilendikleri dizi, film, kitap karakterlerini taklit ederek başka bir kişilik yarattıklarını düşünmüşlerdir. Böylece de iyatrojenik bozukluk kolu da meydana gelmektedir. Buradaki kişiler Çoklu Kişilik Bozukluğu rahatsızlığıyla tanımlanmamaktadır. Daha çok kısa süreli bir etkilenme ve kendini kandırma, ilgi ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

TEDAVİ

Burada Çoklu Kişilik Bozukluğu hastası olan kişinin durumu fark etmesi elzemdir. Fakat bu ise gerçekten zor durumdur. Ancak kişi kendisine gösterilmesiyle, yardım edilmesiyle daha kolay aydınlanabilir. Bundan sonrası ise hasta ve psikiyatri arasında gelişen durumdur. Fakat uygulanan ve etkisinin en büyük olduğu yöntem genelde psikoterapi olarak yer almaktadır. Ayrıca bu yetersiz kalırsa ise ilaç tedavisine de başlanabilmektedir. Bu ilaç tedavisinde ise daha çok dengeleyici ve atak önleyici etkiye sahip ilaçlar kullanılmaktadır.

Çoklu Kişilik Bozukluğu, bir rahatsızlıktır. Bunu kabul etmek ve harekete geçmek için her anlamda destek almak önem arz etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir