Ahşabı Sanat Eserine Dönüştürüyor

Artvin ilinin Arhavi ilçesinde yaşayan Mecit Çeliktaş, 5 yıldır butik atölyesinde ahşap oyma sanatıyla yakından ilgilenmektedir. Ahşapları tıpkı bir nakış gibi işleyen Çeliktaş, günlerce, hatta yıllarca bir eserin üzerinde işçilik de katıyor. Ahşaptan kapı, dekoratif eşyaların yanı sıra oyuncaklar da yapan Çeliktaş, hiçbir makine yardımı almadan, tamamen el işçiliği ile ahşaba şekil veriyor. Özellikle ahşaptan yaptığı kapılar büyük ilgi gören Çeliktaş, sipariş üzerine Türkiye’nin her yerine yaptığı kapıları ulaştırıyor.  Atölyeden arta kalan zamanlarında müzikle de uğraşan Çeliktaş, saz, bağlama, kaval, gayda ve tulum gibi birçok enstrümanı da çalıyor, yenisini üretip, tamiratını da gerçekleştiriyor. Çeliktaş, uyku haricinde neredeyse tüm zamanı sanatsal faaliyetlerde geçirmektedir.

5 yıldır ahşap oyma sanatıyla ilgilendiğini anlatan Mecit Çeliktaş, konu hakkında şu açıklamayı yaptı: “Bu sanatla ilgili çok araştırma yaptım. Öğrenme aşamaları, araştırma ve uygulama aşamaları oldu. Tamamen kendi emeklerimle bu sanatı öğrendim ve geliştirdim. Aslında bu sanat bizim bölgemizle de özdeşleşmiş durumda. Bugün Gürcistan’dan Trabzon’a kadar bu bölgede belli bir oyma tarzı var. Ben de bu motifleri çalıştım, kendi özgün yorumlarımı kattım. Bu alanda bir tarzım oluştu ve şu anda yeni bir motif çizsem bile onu eskisi ile çok fazla ayırt edemezsiniz. Sanatımı o derecede ilerletmiş bulunuyorum. Gençlerimize bu sanatı öğretip, bizden sonraki kuşaklara bu mirası aktarmayı çok isterim. Ancak bu işin ekonomisini oluşturma noktasında ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu iş artık benim hobi olarak yaptığım bir iş değil, ben paramı bu işten kazanıyorum. 5 yılda iyi bir noktaya geldim, kendime olan güvenim arttı. Yaptığım çalışmaları görenler de çok beğeniyor.”

Özel sipariş olarak çift kanatlı bir kapı oyma çalışması yaptığını belirten Çeliktaş, sözlerine şu ifadeler ile devam etti: “Öncelikle çizim yapıyorum ve daha sonra oymaya başlıyorum. Her yaptığım işime de bir isim koyuyorum. Örneğin, şu an üzerinde çalışmış olduğum kapının ismi yuvadır. Yapmış olduğum eserlerimle aramda bir gönül bağı oluşuyor ve ben bu ürünleri sahibine teslim ederken, çok sevdiğim birisinden ayrılıyormuş hissine kapılıyorum. Ancak sonradan onu takıldığı yerde görmek ve o yerde uzun yıllar duracağını bilmek beni mutlu ediyor. Umarım yapmış olduğum bütün bu çalışmalar, nesiller boyu bir yerlerde durur ve gelecek kuşaklar da bu eserleri görür. Benim herhangi bir çalışma saatim yok, çok ağır işleyen bir iş olduğu için sabah erkenden başlıyorum. Yorulduğum zaman da bırakıyorum. Çünkü ürünü oyarak yaptığımız için kendimizi zorlarsak hata yaparız ve bütün işi mahvederiz. O anda insanın kafasını rahatlatması gerekiyor, bir noktada yoğunlaşıp uzun süre çalıştıktan sonra iskarpelayı bırakıp dinlenmek gerekiyor. Ayrıca enstrümanlar yapıyorum, enstrümanları tamir ediyorum, ahşaptan mekanik oyuncaklar da yapıyorum.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.